Normal bir şekilde olmasa da, sonunda Melek’e vurup kaçan kişi tutuklanmıştı. Tutuklanması sırasında, iki detektife ona suçlarını ititraf ettirdikten sonra kendini öldürmüştü. Garip bir şekilde adalet yerini bulmuştu kurbanın açısından. Ama bir yandan da adelete uygun değildi. Her ne kadar masum birini öldürmüş olsa da, hiçbir zaman onun da ölmesini dilememiştim. Arkasında geriye korumasız ve evi olmayan tek bir anne ve küçük çocuklarını bırakmıştı.
Sabahın erken saatlerinde haberi duymamızın ardından dua etmek için Melek’in mezarını ziyaret ettim. Uzun süredir bunu yapmamıştım. Sonunda huzur içinde yatabilecekti. Ölümünün suçlusu bulunmuştu. Daha on üç yaşındaydı. Onunla geçirdiğim zaman süresinde, hayatımda büyük bir değişiklik yaşamıştım. Hiçten, herşeyi yeniden yaratma çabasındaydım. Aynı zamanda Kenan’a aşıktım. Melek aramızda büyüyen aşka şahit olmuştu.
Ailesinden ona bakacak kimsesi olmayan Melek ile aramızda güzel bir arkadaşlık oluşmuştu. En başarılı öğrencilerimden biriydi ve çok zekiydi. Onunla gurur duyuyordum. Ona müzik ve hayat hakkında bildiğim herşeyi öğreteceğime söz vermiştim. Ama planlarımız suya düşmüştü.
Onun anısına Melek Müzik & Hayat Okulu adlı hayır kurumunu açmaya karar vermiştim. Varlık ve yoksullukların bulunduğu zıtlıklarla dolu yaşadığımız bu hayatta, bağış yapmak ve yardım etmek bir zorunluluktu.
Seçtiğim bina, Beşiktaş’ta boş bir okuldu. Binanın dışında yapılan birkaç düzenleme ardından içeride yapılması gereken çok daha fazla işim vardı. Bunlar da bir kaç ay sürecekti.
Mezarlıktan çıktıktan sonra, binanın restorasyonunu onun çalışanları ile konuşmak için Selim’in ofisine uğradım. Ve tabi ki takımın yeni üyesi ve iç mimar olan Nuran ile... O gün binanın gelişmelerine bakmak için oraya gidecektik. Selim’in ofisinde oturup toplantısının bitmesini bekledim. Masasının arkasında şık bir koltuğa oturdum. Ofisinin etrafına koyduğu özel eşyalarına bakındım. Çok organize birisiydi. Özel bir köşede bir ton dosyası vardı ve diğer köşede o ve ailesinin bir kaç fotoğrafı.
Çerçevelenip duvara asılmış diplomaları ve özel belgeleri, başarılı hayatını gösteriyordu. Kendi kendime gülümsedim bir an. Onunla gurur duyuyordum. O sırada dışarı çıkmamız için yanıma geldi. Nuran hala başka işleriyle meşkuldü ve bize sonradan katılacaktı.
Boş okulu bir saat boyunca gezdik ve her küçük detayı not aldık. Hala yapılması gereken çok iş vardı. Maddi ve zamansal kısıtlamalarımıza rağmen Nuran’ın fikirleri yeni ve verimliydi. Açılışımız için bir Ağustos gününe karar vermiştik. Melek’in doğum günüydü. Nuran’ın başka hayır kurumlarıyla iletişime geçip onlarla beraber çalışma fikri çok güzel bir fikirdi. Bu fikir bana Göçer Eğitim Vakfını hatırlattı.
O zamanlar durmadan piano çalıyor, yeteneklerimle gurur duyuyordum. Ama bir yerde çalma isteğimi kaybetmiştim. Belki de önüme, bana kaldığım yerden devam etmem için ilham vericek bir fırsat çıkmak üzereydi.
Uzun planlamalar ve sıkıca düşünmenin ardından karnımız biraz acıkmıştı. Güzel bir deniz manzarasının eşliğinde yemek yiyebileceğimiz bir yer arayışıyla arabayla dolandık. Kısa bir süre sonra Kenan bize eşlik etmek için geldi. Nuran’ı arıyormuş. Günün geri kalanını beraber geçirecektiler. Nuran, bize eşlik etmesi için onu yemek yediğimiz restoranta çağırmış.
Melek’in davasında olan detayları sormak için teredütlüydüm ve hiç birşey söylememeyi seçtim. Davanın sonuçlandığına mutlu olacağını düşünmüştüm. Ama aklı başka yerdeydi sanki. Yemeğin arasında Kenan telefonunun çalması üstüne masadan kalktı. Biraz bekledikten sonra onu takip ettim. Telefon konuşmasını dinlemek gibi bir amacım yoktu. Sadece onunla biraz konuşmak istiyordum. Açıkcası ona, Melek’in davasında ki çabaları ve sonunda davayı sonlandırdığı için bir teşekkür borçluydum. Köşede durup dönmesini bekledim. Bir süre sonra onu, yüzü bana dönük bir halde dışarı çıkarken yakaladım.
‘‘Kenan, lütfen bekle.’’ Yürümeye devam edecekken, onu durdurdum.
‘‘Ne oluyor Bahar? İyimisin?’’
‘‘Evet, iyiyim. Sadece seninle konuşmak istiyorum. Vaktin varsa tabiki.’’
‘‘Tabi, ne hakkında?’’
‘‘Melek hakkında. Amcam Konya’da olanları anlattı bana. Dava sonunda kapanmış.’’
‘‘Evet, kapandı.’’
‘‘Özür dilerim. Önceden onu öldüren adamı bulduğun için sana teşekkür etme fırsatım olmadı. Davayı sonuçlanmasında ki çabaların için teşekkürler. Bunu içtenlikle söylüyorum.’’ O an aramız çok gergindi. Gözlerine baktığımda daha tutku dolu anlarımızı hatırlıyordum. Göz yaşlarım kontrolsüz bir şekilde toplandı bir anda. İçim yine hüzün dolmuştu.
‘‘ Bana teşekkür etmene gerek yok Bahar. Ben sadece işimi yapıyordum.’’
‘‘ Biliyorum. Sadece, demek istediğim, aramızda olan herşeye rağmen bu davayı bırakmadın ve bunun için teşekkürler.’’
‘‘ Onu ne kadar çok sevdiğini biliyordum ve böyle bittiği için üzgünüm.’’
‘‘ Evet… bende üzgünüm.’’ Bir yıldır ilk kez ayrılığımızı kabullendiğimi hissediyordum. Gözlerimi yaşlar doldurdukça içimi acı dolu bir his kapladı. Bir anda aklımda bana evlenme teklifi edettiği geceye döndüm. O zaman beni avutmak için kollarına almıştı. Şimdi ise aramızda dağlar vardı.
‘‘Ağlama. Gözlerin çok değerli.’’ Yüzüme akan acılarımı silmek için elini uzattı. Bu da kalbimin içinde görünmez bir yara bıraktı. Ruhunun tenime dokunuşu fazla gelmişti. O an da derin bir nefes bizi yeniden ayırdı. Her ne kadar eski defterleri açmak istemesem de onlar kendi kendine açılıyordu sanki.
Kenan ile kısa ama derin bir konuşma ardından öğle yemeğimiz artık bitmişti. Selim ile beraber kalkıp, Kenan ile Nuran’ı birbirlerini tanımaları için yanlız bıraktık. Biz yakınlarda ki müzik dükkanlarına, okul için gerekli olan müzik aletlerini bulmaya gittik. Müzik kitaplarından, gitar çeşitlerine; kemanlardan, pianolara… Her şeyi alfabetik sırada bir listeye yazmıştım. Ama aklım başka bir yerde kamıştı.
Davulların arasından yürürken ‘‘Nuran ile uzun süredir tanışıyorsunuz dimi?’’ diye merakla sordum Selim’e.
‘‘Evet Nuran ile aynı yerlerde büyüdük ve beraber okula gittik. Neden sordun?’’
‘‘Özel bi durum yok. Ben sadece… Hani iç mimari fikirlerini düşünüyordum. Yani onun iç mimar olarak geçmişini.’’ Ama aklımda ki o değildi aslında.
Aklımdan geçen onun Kenan ile yakınlaşan ilişkisiydi.
‘‘Merak edecek birşey yok Bahar. Nuran işinde çok başarılı. Ona güvenebilirsin. İş için tüm dünyayı gezdi. Sana projenin her detayında yardımcı olacaktır. Bundan emin olabilirsin.’’ Gülümsedi.
‘‘Tabi ki… Eminim… Sadece merak ediyordum, o kadar.’’ Kafamı çevirdim bir fülüt arayışında. O sırada bir soru daha geldi aklıma. ‘‘Daha önce hiç evlenmedi dimi?’’
‘‘Hayır… bildiğim kadarıyla.’’ Güldü bir an. Sonra durup, bana garip bir halde baktı. Belki de içimdeki kıskançlığı hissediyordu.
‘‘Hala genç ve güzel. Eminim uzun süre bekar kalmayacaktır.’’
‘‘Belki. Niye, Kenan ile aralarında olan yakınlaşmadan mı bahsediyorsun?’’
‘‘Evet, neden olmasın? Anlaşıyor gibiler. Sence de öyle değil mi?’’
‘‘Evet. Senin için önemli mi bu? Yani, seni rahatsız ediyor mu?’’
‘‘Ne?’’ Güldüm. ‘‘Hayır! Taki de rahatsız etmiyor. Neden etsin ki?’’
‘‘Bilmem. Sadece bir soruydu’’ diye cevapladı. Rahatsız olmaya başlamıştım. Kafamı başka tarafa çevirdim.
‘‘Sen Kenan ile Paris’e gitmeden önce tanışmıştın. Bu doğru değil mi?’’
‘‘Evet. Onu bir süredir tanıyorum. Babası bizim aile avukatımız. Bir kaç kere tanışmıştık.’’ Kafamı dağıtacak birşey arayışında ters tarafa doğru yürümeye başladım. Ama Selim şimdi beni soruşturmaya başlamıştı.
‘‘Onunla bende bir kaç kere karşılaştım. Yeni yıl gecesi amcan tanıştırmıştı. İyi birine benziyor.’’
‘‘Evet.’’
‘‘Nuran ile arkadaşlıklarından bu yüzden mi meraklanıyorsun?’’
‘‘Ne? Ne demek istiyorsun? Hiçbir şey konusunda meraklı değilim.’’ Güldüm, şaşırmış davranıyordum. Bir yandan da böyle bir konuşmayı başlattığıma pişman olmaya başlamıştım.
‘‘Nuran her ne kadar işinde profesyonel olsa da, onu geçmişte birine bağlanmaktan geri tutan asi bir yanı da var. Beraber büyüdük, ama Paris’te yaşadığım seneler çok değişmişti. İyi bir şekilde tabi ki de.’’ Gülümsedi.
‘‘Bu güzel. İnsanlar çoğu zaman değişir.’’ Başka tarafa doğru bakınıyordum.
‘‘Herkes değişmez ama.’’ Çok doğru bir şey demişti.
‘‘Ah, bu piyanoya bayıldım! Bana bir zamanlar benim olan piyanoyu hatırlatıyor.’’ Benim hakkımda kuşku duyması korkusuyla anında sobetimizin konusunu değiştirdim. Arkadaşının Kenan ile ilişkisi onu hiç meraklandırmıyordu ve meraklandırması içinde bir neden yoktu.
‘‘Bırak Nuran ile Kenan düşünsün aralarında büyüyen ilişkiyi. Biz de kendi ilişkimizi düşünelim.’’ Gülümsedi, çabuk bir öpücük atmak için elimi tutarken.
‘‘Tabi,’’ bende ona katıldım. Selim’in yanında daha normal davranma umuduyla derin bir nefes aldım. Selim’e onunla olacağıma dair söz vermiştim ve sözümde durmak zorundaydım. Belki de düşündüğüm gibi yeni bir ilişkiye başlamaya hazır değildim.
Bir kaç saat sonra eve dönmüştüm ve amcamla akşam yemeği planım için boş bir kaç saatim daha vardı. Okul hakkındaki gelişmeleri konuşmak için akşam yemeğine Selim’de katılıcaktı. Eve döndüğümde beni soruşturmak için bekleyen annemi buldum. Selim hakkındaki sorularını cevaplamaktan kaçıp sabah erken saatte evden çıkmıştım. Ama haftalardır kaçtığım bu konuşmadan artık bir kaçışımın olmadığı belliydi.
‘‘Hoşgeldin, Bahar,’’ dedi merdivenlerden inerken.
‘‘Teşekkürler anne. Hakan amcam eve döndümü?’’
‘‘Hayır, tüm gün çok meşkuldu.’’
‘‘Tamam.’’ Arkamı dönüp merdivenlere doğru yürürken bir anda annem beni durdurdu.
‘‘Dur bakalım Bahar. Bu sabah seninle konuşacak vaktim olmadı. Çok erken çıktın.’’
‘‘Evet, doğru. Melek’i ziyarete gittim, ona çiçek götürdüm. İstanbul’a döndüğümden beri onu ziyaret etmemiştim.’’
‘‘ İyi. Gittiğine sevindim.’’ Gülümsedi. Ama içindekileri nasıl söyleyeceğine dair bir eminsizlik vardı. Aklından geçenleri biliyorum.
‘‘ Selim akşam yemeği için bize katılacak.’’
‘‘ Evet, biliyorum. Onu gördüm bugün. Amcan onu davet ettiğini söyledi.’’
‘‘ Ve?’’
‘‘ Ve ne?’’
‘‘ Hala Selim hakkında ne söyleyeceğini bekliyorum. İlişkinizi açıklamaya hazır değilmisin?’’
‘‘ Lütfen anne.’’
‘‘ Selim’e karşı birşeyler hissetiğini bilmiyordum önceden. İkinizi arkadaş sanıyordum. Ne değişti birden bire?’’
‘‘ Birden bire mi? Selim ile bir süredir tanışıyoruz. Birden bire olan hiç birşey yok.’’
‘‘ Neden aranızda şimdiye kadar hiç birşey olmadı?’’ aramızdaki çekicilik ona inandırıcı gelmiyordu. Açıkcası banada.
‘‘ Bir kıvılcım anne. Her an her yerde olabilir.’’ Gururlu bir şekilde gülümsedim üstümde ki yükü atma çabası ile.
‘‘ Gerçekten mi? Açıklaman bu mu?’’
‘‘ Evet anne. Cevabım bu. Benim artık bir şeyleri geride bırakmam gerektiğini en iyi sen biliyorsun. Ne zaman denediysem kendimi hep bir şekilde geçmişin içine atılmış buldum ve kendimi hayatımda ilk kez bir sonraki adımı atmaya hazır hissediyorum. Lütfen beni geri çeken sen olma şimdi de. Lütfen!’’ Kalbimin içinde saklanan gerçekleri açıkladım ona. İlk ailem tarafından istemediğim bir evliliğe zorlanmıştım ve şimdi ben kendi kararlarımı kendim veriyordum. Ama kimse bana destek olmuyordum. Anlamıyordum.
Artık ne yapacağımı karar vermek için kendimi yanlız kalabildiğim hayatıma attım. Eski zamanların koruması içinde Kenan ile beni duygusal olarak bağlayan hatıralarımızı gömdüm. Bir daha aynı tutukuyu yaşayamayacağım duygular… Aramızda yanlış geçen herşeye rağmen onu hala seviyordum. Kendime bu konuda yalan söyleyemezdim. Ama güzel anlarımız beni vuran kurşunla sonlandırılmıştı. Onu affetmek için halen fazla kızgındım ve o yüzden o yoldan bir daha gitmemeyi seçtim.
Yavaşça sırlarla dolu tahta kutuyu açtım ve içinde yeniden canlanan geçmişten hatırlar buldum. İçine uzandım. Kenan’ın kokusunun üstünde iz bıraktığı beyaz bir atkı. Çabuk bir şekilde kokladım. Yeni bir nefes aldım. Ardından vücudum onu yeniden dışarı attı.
İkinci buluşmamızda ‘kabinin anahtarı’ diye verdiği kolye vardı. Benden çalıp geri vermediği o kalp... Buruşmuş bir fotoraf vardı. İkimizin mutlu hayallerle dolu kulübede geçirdiğimiz ilk geceden kalma. Orada gün doğumuna kadar yıldzların dansını izemiştik.
Eski herşeyi geride bırakarak kutuyu bir anda kapattım ve sonsuza kadar kilitledim. Anahtarı ellerimde sıkı bir şekilde tuttum ve suyun sırlarımı içinde saklaması umuduyla balkondan dışarı, gölün içine fırlattım.
Eskileri geride bırakmak hayat ve ölüm arasında bir durum. Her şeyin nerede biteceğini bilmek bir sonra ki başlangıcın nasıl olacağını bilmek kadar önemlidir. Noktaları çizginin üstüne koymak ve yeni yolunu takip etmek geleceğe öncelik tanımak kadar iyidir. Yolun sonunda bir ışık olduğunu bilmek hayatta kalmak için hepimizin ihtiyaç duyduğu güveni verir bize.
Her başlangıcın bir sonu var. Her ne kadar sonunu tahmin edemesekte, orada bir yerde olduğunu biliriz. Biraz zamanla hepimiz onu buluruz. Her bitişin başlangıç ve sonu arasında özel bir hikayesi vardır. Sorularımıza cevap bulmuşken, birden önümüzde cevabı olmayan yeni sorular birikir. Eskileri geride bıraktığımız sayfayı çevirmek; hayatını devam ettirme ve olduğun yerde takılı kalmama isteğiyle satırlara yazılmış herşeyi kabul etmektir.
Çeviren: Maria Merve Amasyalı
We use cookies to analyze website traffic and optimize your website experience. By accepting our use of cookies, your data will be aggregated with all other user data.