Ramona Matta

Ramona MattaRamona MattaRamona Matta
  • Home
  • VALLEY GIRL
  • About
  • A Spring Melody
    • BAHAR/ A Spring Melody
    • Chapter ONE
    • Chapter TWO
    • Chapter THREE
    • Chapter FOUR
    • Chapter FIVE
    • CHAPTER SIX
    • Chapter SEVEN
    • Chapter EIGHT
    • Chapter NINE
    • Chapter TEN
  • Bir Bahar Melodisi
    • BİRİNCİ BÖLÜM
    • İKİNCİ BÖLÜM
    • ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
    • DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
    • BEŞİNCİ BÖLÜM
    • ALTINCI BÖLÜM
    • YEDİNCİ BÖLÜM
    • SEKİZİNCİ BÖLÜM
    • DOKUZUNCU BÖLÜM
    • ONUNCU BÖLÜM
  • Contact
  • More
    • Home
    • VALLEY GIRL
    • About
    • A Spring Melody
      • BAHAR/ A Spring Melody
      • Chapter ONE
      • Chapter TWO
      • Chapter THREE
      • Chapter FOUR
      • Chapter FIVE
      • CHAPTER SIX
      • Chapter SEVEN
      • Chapter EIGHT
      • Chapter NINE
      • Chapter TEN
    • Bir Bahar Melodisi
      • BİRİNCİ BÖLÜM
      • İKİNCİ BÖLÜM
      • ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
      • DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
      • BEŞİNCİ BÖLÜM
      • ALTINCI BÖLÜM
      • YEDİNCİ BÖLÜM
      • SEKİZİNCİ BÖLÜM
      • DOKUZUNCU BÖLÜM
      • ONUNCU BÖLÜM
    • Contact

Ramona Matta

Ramona MattaRamona MattaRamona Matta
  • Home
  • VALLEY GIRL
  • About
  • A Spring Melody
    • BAHAR/ A Spring Melody
    • Chapter ONE
    • Chapter TWO
    • Chapter THREE
    • Chapter FOUR
    • Chapter FIVE
    • CHAPTER SIX
    • Chapter SEVEN
    • Chapter EIGHT
    • Chapter NINE
    • Chapter TEN
  • Bir Bahar Melodisi
    • BİRİNCİ BÖLÜM
    • İKİNCİ BÖLÜM
    • ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
    • DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
    • BEŞİNCİ BÖLÜM
    • ALTINCI BÖLÜM
    • YEDİNCİ BÖLÜM
    • SEKİZİNCİ BÖLÜM
    • DOKUZUNCU BÖLÜM
    • ONUNCU BÖLÜM
  • Contact

BEŞİNCİ BÖLÜM

GEÇMİŞİ GERİDE BIRAKMAK - Bahar

Yastık ve çarşaflarımla savaşarak geçen uzun bir gece ardından bir sonraki sabah, İstanbul’dan Antalya’ya gidicek olan uçağıma yetişmek için uyandım. Karaman ailesi bizi, hafta sonu ziyareti için evlerine davet etmişti. Uçakla bir saat süren yolculuğun ardından, öğlen saatlerin de Antalya’ya varmıştık. Ama yolculuğumuz daha sona ermemişti. 



Selim’in ailesi şehrin kıyısının karşısında bir ada da yaşıyordu ve oraya bir tekne ile ulaşılıyordu. Havalimanından direk iskeleye gittik. Orada bizi bekliyorlardı. Hava çok güzeldi. Güneşli bir gökyüzü ve denizin üstünden esen hafif bir rüzgar… Açık denizin kokusu ruhu iyileştiriyordu. Ama kısa bir süre sonra o güzel his, batan geçmişimi hatırlattı bana.



Uzun bir süre önce bu aynı dalgaların üstünden Kenan ile geçmiştik ilk buluşmamızda. Ama güneş çoktan batmıştı suyun ardında. Bu da bizim yanlız kalmamızı sağlamıştı. Romantik biriydi. Bebek sahilinde bana elinde bir demet gülle süpriz yapmıştı. Hava soğuktu ama aramızda ki sıcaklık bizi sıcak tutu. Beraber bir battaniyenin altına sarılıp, yıldızların bulutların ardında yok olmalarını seyrettik. O gece unutmak istesem de unutamayacak kadar güzel bir geceydi.



‘‘Antalya’ya hoşgeldin’’ Selim gülümsedi, beni geçmişime dalmış bir halden uyandırdığında. Bir şey demeden bende gülümsedim. Sonra başımı çevirip arkamızda ki dalgaları seyrettim. Annem yanımda oturuyordu. Hakan Amca ise teknenenin diğer tarafında korumalarıyla konuşuyordu. Kim bilir yine neyin peşindeydi.



‘‘Bahar? İyimisin tatlım?’’


‘‘Evet, anne. İyiyim’’


‘‘Hala dün gece olanlar için kızgın değilsin dimi.’’ diye merak etti bana elini uzatarak. Eskiden birbirimize her şeyi söylerdik. Ama artık ona neyi söyleyeceğimi bilmiyordum. Hele ki duygularımı. İçimde ki güvensizlik aramızdaki anne-kız anını böldü.


‘‘Hayır, üzgün değilim.’’ Ama aslında üzgündüm. Hayatımda gelişen ani olayların hala etkisindeyken bunu bilip endişelenmesini istemiyorudum. Selim’in etrafında mutlu gözüküp normal davranmak zorundaydım. Kenan ile önceden tanıştığımızı yada bir zamanlar kalbimi kıran kişi olduğunu bilmiyordu. Kenan ile armada ki her şey artık tamamen bitmişti. Geri dönmek yoktu artık. En azindan benim için. Selim ile armada da romatik bir bağ yoktu. Onu yakın bir arkadaş olarak görüyordum. Onunla bir yıl önce hala kalbim kırıkken tanışmıştık ve onun bana karşı olan anlayışı beni onun yanında rahat hissetirecek kadar yakınlaştırmıştı.


‘‘Her şey güzel olacak Bahar. Merak etme.’’


‘‘Biliyorum anne.’’ Derin bir nefes aldım. Kırık kalbimin ağırlığını üstümden atmak ve kalbimi yeniden hissedebilme umuduyla denizin dalgalarını seyretmeye devam ettim. Hayatımda bir değişikliğe ihtiyacım vardı. Ne olursa olsun hayallerimden vazgeçmeye hazır değildim daha.



Turkuaz renkli denizle çevrili adanın etrafında bir tur attıktan sonra Karaman ailesinin evine vardık. Her şey çok şık ve beş yıldızlı bir otel gibiydi. Denizin önünde ki villa Karaman’ların orada sahip olduğu evlerden sadece bir tanesiydi. Adnan Karaman, Karaman Gemi Ve Taşımacılık şirketinin kurucusuydu. Yıllardır adanın etrafında ulaşım sağlayan başarılı bir şirketti. Selim’in ailesi ile ilk kez tanışıyordum. Beraber çalışan çok nazik bir çifttiler. Annem ve amcam onlarla önceden tanışmışlar ama İstanbul’a az geliyorlardı. Antalya onların eviydi. Soğuk birşeyler içip biraz tatlı yedikten sonra Selim bana özel sahillerine yürüme teklifi etti. Paris’te görüştüğümüzden beri doğru düzgün konuşacak hiç vaktimiz olmamıştı.


‘‘Bahar?’’


‘‘Evet?’’


‘‘Seni yeniden gördüğüme çok sevindim.’’


‘‘Bende.’’


‘‘Çok uzun zaman oldu.’’


‘‘Evet biliyorum, burada hava çok güzel.’’ Derin bir nefes alıp verdim biraz rahatlamak için. Ayaklarım ince kuma dokunuyordu. Kendimi tabiat anaya yakın hissediyordum.

‘‘Bahar…. Uzun bir süredir sana sormak istediğim birşey var, ama hiç doğru zamanı bulamadım.’’


‘‘Tamam… neymiş?’’ Ne söyleyecek diye çok meraklandım ve yürümeyi kestim.


‘‘Senden çok hoşlanyorum Bahar. Seninle ilk tanştığım günden beri senin zekana ve çekici kişiliğine tutuldum.! Gözlerinde umut dolu bir ışıltıyla gülümsedi. Sesi içten geliyordu.


‘‘Teşekkürler.’’ İltifatlarına karşı başka ne diceğimi bilemiyordum. Ama kafamın içinde küçük bir ses beni olacak bir şeye karşı uyarmaya çalışyordu. Selim’in söyleyecekleri bitmemişti.


‘‘Zamanla sana karşı olan duygularımın güçlenmesi bir sır değil,’’ diye açıkladı mertçe. Bu da beni rahatsız etmişti. Söyledikleri beni çok mutlu etti ama böyle şeyler demesini beklemiyordum. İçimden hep yeni bir başlangıç istiyordum ama kararsızdım. Herşey çok çabuk oluyordu. İlk İstanbul’a dönüşüm ve habersiz bir şekilde Kenan’ı görmem ve şimdi Selim’in bana aşkını itiraf etmesi? Bu kadarına hazır değildim daha.


‘‘Bak, Selim…’’


‘‘Bahar lütfen bitireyim. Ne olursa olsun kendimden önce senin duygularına saygı duyacağıma söz veriyorum. Senin Istanbul’da olduğunu ve burada kalacağını bilmek yeterli benim için.’’


‘‘Bende döndüğüm için mutluyum. Ama seninle dürüst olmalıyım Selim, herzaman ki gibi. Benim zor günlerimi gördün. Hayatımı teslim ediceğim kişiye güvenmemin ne kadar önemli olduğunu biliyorsun. Bir zamanlar o hatayı yaptım ve kalbim parçalandı. Bir anda herşey mahvoldu ve tüm güvenim kırıldı.’’ İçimdeki acıları açığa çıkarmak zordu, ama kendini bana böyle açtıktan sonra onunla ve kendimle dürüst olmak istiyordum. ‘‘ Şu an sadece zamana ihtiyacım var Selim. Duygularımı yeniden anlamam için yeteri kadar zaman… Çok şeymi istiyorum?’’


‘‘ Hayır. Seni anlıyorum. Seni sonsuza kadar beklerim Bahar. Sen buna değersin.’’ Kendinden çok emin bir şekilde konuşuyordu. Belki aramızda birşeyler olabileceğini hissediyordu. Her ne kadar ona hiç bir konuda söz vermemiş olsamda. O an yürümeye devam ederken elimi tutmak için uzandı.



Günün ilerleyen saatlerinde iki aile güzel manzaranın eşliğinde erken bir yemek için oturdular. Herkes Selim’in çocukluğundan ve geçmişten hikayeler anlatıp gülüyordu. Selim bana küçükken ne kadar yaramaz olduğunu söylememişti. Macera dolu hikayeleri biraz hala içimde olan kendi maceracı yanımı anımsatmıştı. Birlikteliğimizi kutlayıp kadeh kaldırmışken bir anda beklenmedik bir misafir bize katıldı.

Adı Nuran Öztürk’tü. Güzel kumral saçlı bir bayan. Ankara’dan yeni geri taşınmış. İç mimar olarak çalışıyordu. O ve Selim aynı sene beraber mezun olmuş Antalya Üniversitesinden. İkisinin de anadalı mimarlıkmış. Nuran’ı çok sevmiştim. Onunla yeni açmayı düşündüğüm müzik okulu hakkında konuştuk.



Yıllardır piyano çalmak benim tutkumdu. Paris’ten dönüşüm ailemle olabilmek için değildi sadece. Müzikal vizyonumu bir iş olarak devam ettirmeye karar vermiştim. Kısa süre sonra sohbetimiz, beraber çalışacağımıza dair detaylı bir planlamaya dönüştü. Nuran önümüzde ki hafta İstanbul’a taşınıyormuş. Bu da bizim iletişim içinde olmamızı kolaylaştıracaktı. Kendime yeni bir arkadaş ve iş ortağı bulmuşken, bir an önce projeme başlamak istiyordum. Okulumu yazın ortalarında açmayı umuyordum. Bu da bana dört aylık bir zaman veriyordu.



Ziyafetimizin ortasında Hakan amcamın dikkati dağıldı. Elleri öyle titriyordu ki şarap bardağı yere düşüp kırıldı. Herkes bir anda yanına koştu, korumaları da. Yüzü bembeyaz olmuştu ve tansyonu düşmüştü. Bir kaç dakika boyunca tepki vermedi. Sonra bir anda gözlerini açtı. Sesi güçsüz bir halde konuşmaya çalıştı. Ama nefes alamıyordu neredeyse.



Onu, kendine gelmesi için misafir odasına götürdüler. Karaman ailesinin doktoru oda da onunla birlikteydi. Biz dışarı da beklerken onu muayene etti. İlk görüşte Hakan amcam güçlü ve sağlıklı bi adam gibi gözüküyordu. Hep kendini aktif tutup ne yediğine dikkat ederdi. Bir anda böyle birşey olması hepimizi meraklandırmişti.

Korku dolu anın ardından doktor, amcamın durumunun haberini bildirmek için odadan çıktı . Sağlıklı ve iyiydi. Tansiyonu normalden biraz düşüktü sadece. Bu da hava değişikliğinden olabilirdi. Ona şekerini yüksek tutması için bolca meve yemesini söyledi. Aynı zamanda İstanbul’a döndüğünde yeniden kontrol edilmesi gerektiğini… 



Amcam günün geriye kalanını uyuyarak geçirdi. Önemli birşey olmadığı için mutluydu.

Gecenin ilerleyen saatlerinde Selim ile gecenin tadını çıkartıyorduk. Nuran’da bizimle birlikte oturuyordu. Onun ve Selim’in beraber tasarladıkları binaların olduğu bir kataloğa bakarken, kendi projem için aklıma güzel fikirler gelmeye başladı. O an Kenan’ın gelmesi herşeyin üstüne bir süpriz oldu.



Beklenmedik gelişinin ardından, Selim onu amcamı görmesi için odaya götürdü. Aralarındaki gizli işler beni çok sinirlendiriyordu ve kapalı kapıların ardında neler olduğunu çok merak ediyordum. Özel görüşmeleri bittiğinde dışarı da bize katıldı. Nuran bir anda çok daha cazibeli davranmaya başladı. Sürekli Kenan’ın yanındaydı ve ilgisini saklamıyordu. Bu da benim pek hoşuma gitmemişti. Belki biraz kıskanıyordum, emin değildim.



Nuran’ın erkekleri baştan çıkaran bir kişiliği olsa da, Kenan’ın ona ilgi duyucağını hiç duüşünmemiştim. Ama anlayamadığım bir şekilde ona karşı ilgili duruyordu. Selim bile aralarında bir şey olabiliceğini fark etmişti. Kenan’ın davranışlarından rahatsız olmuştum.



Adadan kalkan günün son teknesi çoktan gitmişti bile. Böylelikle Kenan, Karaman’da kalan misafirlerin arasında katlmıştı. Ev kesinlikle dolmuştu son yatağına kadar. Gece yarısına yakın hepimiz yorgun bedenlerimizi dinlendirmek için odalarımıza gidiyorken, bir anda yolumu değiştirdim ve kendimi Kenan’ın odasının kapısında buldum. Kapıyı nazikçe vurdum bir iki kere. Ama kimse açmadı. Kapı kolunu çevirip kapıyı açtım. Oda karanlıktı. Bir anda odanın diğer tarafından bir ışık yandı ve beni içeri girerken yakaladı.



‘‘Bahar? Ne yapıyosun burada?’’


‘‘Aynı soruyu sana sormak için burdayım! Antalya’da ne işin var, hele de burada?’’ Onu sorguladım, varlığı beni mutsuz ediyordu.


‘‘Buraya amcan beni çağırdığı için geldim.’’ Sırtını döndü ve hala açık olan teras kapısını kapattı. 


‘‘O kadarını biliyorum, ama neden? İkiniz ne işler çeviriyorsunuz?’’ Cevaplanmamış sorular aklımda dolanıyordu döndüğümden beri. Arkamdan çok fazla gizli iş çevriliyordu ve bilmemekten nefret ediyordum.


‘‘Lütfen, Bahar. Bana neden veya nasıl diye sorma. Ben sadece işimi yapıyorum. Hadi uyuyalım artık, tamam mı?’’ Gülümsedi beni odasından atmak için kapıya doğru yürürken… Aramızda çok az mesafe bırakmıştı. Aramızda ki ateşli duyguları hala hissedebiliyordum ve bir anda olsa bundan kaçmak istemedim. Tam o sırada Nuran’ın sesi, benim kayıp aşkımın hayallerini böldü. O da Kenan’ın kapısına gelmişti. Geçmişimizi herkesin bilmemesi gerektiğinden benim orada bulunmaman gerekiyordu. Beni görme korkusuyla saklanmak için bir anda tuvalete doğru koştum . 


‘‘Bu saatte seni rahatsız ettiğim için özürdilerim Kenan, hala uyanıksındır diye düşündüm.’’


‘‘Sorun yok, birazdan uyuyacaktım. Birşey mi oldu?’’


‘‘Önemli birşey değil, dışarıda bu güneş gözlüklerini buldum. Senin sanrım.’’


‘‘Evet.’’ Sesi çok feminendi. Tuvalet kapısının anahtar deliğinden onları izlemeye çalışıyordum. Kapının yanında duruyordu Nuran. Saçlarıyla oynuyor, Kenan’ı tahrik etmeye çalışıyordu. Ne cesaretliydi. Fakat beni en çok sinir eden şey, Kenan’ın umursamaz tepkileri ve onunla oyun oynamasına izin veren haliydi. Ne kadar saf.


‘‘Yarın da burada olacakmısın?’’ diye merak etti, üst dudağını ısırmış bir şekilde odayı incelerken.


‘‘Büyük ihtimalle evet,’’ diye cevapladı. O anda tuvalete doğru bir bakış attı. Bir an orada olduğumu ve konuşulan herşeyi duyduğumu hatırladı.


‘‘Güzel. Yarın görüşürüz o zaman. İyi geceler.’’ Cazibeli bir bakışla gülümsedi.


‘‘İyi geceler.’’ Odadan çıkması için ona eşlik etti ve arkasından kapıyı kapattı. Bir kaç saniye sonra ben tuvaletten çıktım.


‘‘Şimdi neden halen burada olduğunu anladım.’’ O an gitmeye hazırdım artık. Çok kızmıştım kendime. O beni umursamazken ben gizlice halen onu düşünüyordum.


‘‘Nuran için Antalya’da kalmıyorum. Ama neden bu durum seni bu kadar rahatsız etti?’’ Durum hoşuna gitmişti ve utanmadan böyle bir soru sormuştu.


‘‘Beni rahatsız ettiğini mi düşünüyorsun? Sanmıyorum detektif bey.’’ Gülümseyip ona baktm. ‘‘Yolumda durmadığın sürece hiç birşey beni rahatsz etmez. Bundan emin olabilirsin. Anladın mı?’’ Çıkmadan ona ciddi bir ses tonuyla açıklamıştm. Onun veya Nuran’ın ilişki durumu daha fazla umrumda olamazdı. Sadece onun benim ilişkimden uzak durmasını istiyordum. Ama neden bu kadar büyük tepki verdiğimi anlamıyordum. 

Her şeyin üstüne uyumak iyi gelecekti.



Bir sonraki sabah amcam dahil herkes erken kalkmıştı. Kendini çok daha iyi hissediyordu. Rengi kendine gelmiş ve yeniden rahatça yürüyebiliyordu. Karaman’ların nezaketi bizi sabah inanılmaz bir kahvaltıyla karşıladı. Ama Kenan hiç biryerde yoktu. Belki de her zaman ki gibi bir yerde bir şeyler peşindeydi.



Nuran’ın Kenan’a olan ilgisini gördükten sonra normal davranmak için elimden geleni yaptım. Kenan yüzünden aramızda yeni oluşan arkadaşlığı bozmak istemedim. O sırada Selim, biraz nefes alıp egzersiz yapmak için hep beraber ata binmemizi önerdi. Karaman’ların evinin yakınında ata binmek ve başka aktiviteler için ayrılmiş ormanlık bir alan vardı. Selim’in liderliğinde yola koyulduk. Nuran ve Kenan yol boyunca yakın durdular. Konuşup gülüşüyorlardı. Benden daha çok eğleniyorlardı. Aralarında büyüyen duyguları incelemekle çok meşkuldum. Belki içimde büyüyen bir kıskançlık hissi oluşuyordu. Belki de her ikisi...



Yeşil çayırların üzerinden geçerken bilinç altıma saklanmış bir hatıra canlandı gözümde; Kenan ile ata bindiğimiz gün... Saman dolu ahırda sarılarak uyumuştuk. Düşüp bileğimi incitmiştim. Beni arabaya taşıyıp dikkatle ilgi göstermişti. Her ne kadar ona en çok ihtiyacım olduğunda yanımdaymış gibi olsa da öyle değildi. Bir an geçmişimden bıktım. Beni rahat bırakmıyordu. Aniden dört nala kalkıp guruptan önünden giderek uzaklaştım. Biraz yanlız kalmaya ihtiyacım vardı. Kısa bir süre sonra kırmızı renkli ahırı gördüm ve biraz dinlenmek için durdum. Selim arkamdan bana yetişmeye çalışıyordu.



‘‘Bahar! Ne oldu? Bir anda hızla gittin, İyimisin?’’ Selim bağırdı, atın üstünde etrafımda dolanıyordu. Diğerleri halen uzaktaydı.


‘‘Evet iyiyim. Sadece seninle yanlız kalmak istedim.’’ Beyaz atımdan indim.


‘‘Söylediklerin hoşuma gidiyor,’’ gülümsedi. ‘‘Aklından ne geçiyor?’’ merak etti, bir gülümsemeyle, ahıra atları bırakmamız için eşlik etti bana.


‘‘Dün gece söylediklerin hakkında düşündüm ve bir karara vardım.’’


‘’Ve?’’


‘‘Seninle olmak istiyorum Selim. Seni daha iyi tanımak istiyorum. Senin olmaya hazırım hala beni istiyorsan.’’


‘‘Gerçekten mi?’’ Gülümsedi. ‘‘Yani, eminmisin? Ne değişti?’’


‘‘Ben değiştim… hayat kendi verdiğimiz kararlardan ötürü, ve ben seninle mutlu olmayı seçiyorum. Zaman kaybetmenin anlamı yok. Beraber aramızda geçmişin yok edemeyeceği, sağlam, güven dolu bir ilişki kurabiliriz.’’


‘‘Emin misin? Kendini zorlanmış hissetmeni istemem, Bahar. Lütfen… Gerektiği kadar beklemeye hazırım ben.’’


‘‘Hayır acele etmiyorum. Sana güvenecek kadar tanıyorum seni. Lütfen bu güvenimi sarsacak bir kuşku uyandırma bende.’’


‘‘Hiç bir zaman. Söz veriyorum.’’ Beni ilk kez dudaklarımdan öpmek için yaklaştı ve yeni bir his bıraktı. Göz ucuyla Kenan’ın bizi izleyen gölgesini farkettim. Belki de ilk kez umrumda değildi. Selim ile el ele eve geri yürüdük.



Eve döndükten sonra, Antalya’da son kalan saatlerimizi geçirmek için herkes bir araya toplanmışken, Selim ile yeni ilişkimizi herkese açıkladık. Herkes bu habere şaşırmıştı ama bizim için mutluydular. Herkes bir anda bizi tebrik etmeye başladı. Nuran ve Kenan’da haber üstüne bizi tebrik etmek için oradaydı. Kutlamalar sırasında Nuran’ın beni şaşırtan coşku dolu bir hali vardı. Gözlerinde bir parıltı vardı ve gülümsemeden duramıyordu. Selim için çok mutluydu. Fakat Kenan’ın tepkisi her zaman ki gibi sakin ve soğuktu bizi tebrik ederken.



Bazen geriye dönmek korkunç olabiliyor ve her değişim bir zorluktur. Selim ile bir ilişkiye başlama karar geriye dönmemek için attığım en zor ve en önemli adımdı. Benim için, mutluluk ve yeni maceralar için verilmiş bir sözdü. Onunla beraber yeni hatıralar yaratacaktım. Bağlılığımız, beraber bir dostluk içinde yürümemiz için yola konulmuştu. Güven ve inançla, ikimizin de planladığı mutlu sona doğru bir yolculuk… 


Çeviren: Maria Merve Amasyalı


Copyright © 2026  All Rights Reserved.

Powered by

This website uses cookies.

We use cookies to analyze website traffic and optimize your website experience. By accepting our use of cookies, your data will be aggregated with all other user data.

Accept